Yeni Dünya Dergisi

Ana Menü

Anahtar Kavramlar


Designed by:
SiteGround web hosting Joomla Templates
Hubb-u Dünya PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Perşembe, 01 Nisan 1999 00:00

Kalbi dünya muhabbetinden halâs edip Hak Sübhânehû ve Teâlâ’nın harâret muhabbetiyle germ olmak, o mü’min için saadet alâmetidir.

 

Allahü Teâlâ’nın abdinden i’râzının alâmeti, o kulun mâlâya’nî ile iştiğâlidir.
Dünya muhabbeti günahların pirîdir.

 

“Dünya sevgisi bütün günahların başıdır.” buyurulmuştur. Ve onun terki de cemi’ ibâdât’ın başıdır. Dünya mağzûbe-i Hak Sübhânehû ve Teâlâ’dır ki, tâ hılkatinden beri ona sürûr ile nazar buyurmamıştır. Ve onun ehli nişân-ı tard ve la’n ile mersûm ve ma’lûm olmuştur.
Haberde gelmiştir ki:
“Dünya mel’ûndur, onda olanlar da mel’ûndur, ancak Allah’ı ananlar müstesnâ.”

 

Çünkü zâkirler ve belki her zerre-i vücûdları dahi Allah Sübhânehû ve Teâlâ’nın zikri ile doludur. Böyle olunca zâkirân-ı Hak Sübhânehu ve Teâlâ bu vaîd’den hâriçtir, fefhem.. (anla!)

 

Dünya bir nesnedir ki, gönlü Hak Sübhânehû ve Teâlâ’dan alıkor. Ve Hak’tan gayri mâl, evlâd ve esvâb ve riyâset gibi şeylere meftûn eder. 

 

 

“Ey mü’minler! Emvâliniz ve evlâdınız sizi Allah’ın zikrinden ve üzerinize farz olan ibadeti edâdan meşgûl etmesin. Eğer bir kimsenin emvâl ve evlâdı ferâizini edâdan onu meşgûl ederse onlar zarar görücüler ve hüsrânda kalıcılardır.” 1
Kezâ:
“İr’âz et o kimseden ki, o kimse zikrimizden i’râz etti ve yüz çevirdi ve o kimse hayat-ı dünyadan başka bir şey murâd etmez.” 2 Nass-ı kâtı’dır.

 

Her ne ki dünyadır, belâ-yı cândır. Ve ehli dahî dünyada tefrika sahibi ve ahirette nedâmet ve hüsran ehlindendir.
Onun hakikatta terkinin alâmeti; onun vücûdu ile ademi müsâvî olmuş ola. Bu ma’nânın husûlü de erbâb-ı cem’iyyetsiz müteassirdir. Kalbin selamet bulması da ancak mâ’sivâ-yı Hak Celle ve Alâ’nın nisyanı ile hâsıl olur ki, ona fenâ ta’bir olunur. Tefekkür etmek gerekir ki, ahireti verip de dünyayı ivaz almak bey’u şirâsı ne keyfiyettir? Bu dünya-yı mebgûza harîs olunmaz. Cenâb-ı Kuds-i Hüdâvendî Celle Sultanuhû’ya devâm-ı ikbâl sermâyesi elden bırakılmaz.
Hak Sübhânehû ve Teâlâ’dan yüz çevirmek sefâhet ve cünûndur. Dünya ve ahireti bir kalbte cem’ eylemek cem-i ezdâd’dır.
“Allah bir adamın içinde iki kalb yaratmadı.”3

 

Ahiret’in azabı ebedîdir. Dünya metâı Hak Sübhânehû ve Teâlâ’nın mebgûzudur. Ahiret de Hak Teâlâ’nın merzıyyesidir.
“Dilediğin kadar yaşa muhakkak (bir gün) öleceksin! (Dünyaya) dilediğin kadar sarıl, (bir gün) çaresiz ayrılacaksın!..”
Ebu Ubeyde (r.a) me’mûren Bahreyn’den sulh ile aldıkları cizye mallarını alarak Medîne-i Münevvere’ye gelince:
Ashâb-ı Kirâm -radıyallahu anhüm- sabah namazını kılar kılmaz hemen Ebû Ubeyde’ye karşı çıktılar.
Rasülullah (s.a.v) Ashâb’ı bu halde görünce gülümseyerek, Onlara:
- Öyle sanıyorum ki siz Ebû Ubeyde’nin hayli dünyalıkla geldiğini duydunuz da onu sevinçle karşılıyorsunuz! buyurdu.
Onlar da:
- Evet yâ Rasûlüllah! diye tasdik ettiler.
Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v):
- Şâd olunuz! ve sizi sevindirecek ni’metleri bundan böyle her zaman umunuz. Vallahî bundan sonra size fakr u ihtiyaç geleceğinden hiç korkmam. Fakat sizin için korktuğum birşey varsa o da, sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünya ni’metlerinin yayıldığı gibi sizin önünüze yayılarak onların birbirlerine hased ettikleri gibi ve nefsâniyet güttükleri gibi sizin de birbirinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizinde mahv olup gitmenizdir, diye ümmetini intibâh’a da’vet buyurmuştur. Fa’tebirû... (ibret alınız).

 

Hz. Ömer (r.a) İran fütûhatını müteakip Ashab-ı Kiram’a şu hitâbede bulundu:
“Mecûsî devleti mahv oldu. Bundan sonra bir karış yerlerini istirdâd edemezler. Cenâb-ı Hak onların diyar ve emvâlini size mevrûs kıldı. Tâ ki sizin ne gûna amel edeceğinize nazar buyura.. İmdi hâlinizi tebdîl etmeyiniz! yoksa sizi başka bir kavm ile istibdâl buyurur. Ben bu ümmet hakkında bir taraftan korkmam, illâ sizin kendi tarafınızdan korkarım.” buyurdu.

 

Son Güncelleme: Salı, 27 Nisan 2010 18:50